Tesettür Mankeni! (2)

Tesettür Mankeni! (2), image #1

Ertesi günü iple çektim. Sabah 10:00 gibi geldi Sümeyye. Giymek için bir de siyah topuklu ayakkabı getirmişti. Yüzünde hafif ama güzel bir makyaj vardı. Birlikte giyeceği kıyafetleri, şal ve başörtülerini seçtik. Her elbisenin ve giysinin birden fazla rengi vardı, her birinin çekiminin yapılması gerekliydi. Aynı zamanda o renge uygun bir şal veya türban kullanılması lazımdı. Bu yüzden uzun bir çekim olacaktı. Sümeyye hepsinin farkındaydı ve bir an önce çekimlere başlamak için sabırsızlanıyordu.

Yaklaşık iki saat ara vermeden çekim yaptık. Renk renk model model elbiseler, etek ve bluzlar, tunikler, şallar ve türbanları giyip çıkardı Sümeyye. Her birini çıkarıp giydikçe içerdeki mini kamera da kayıt yapıyordu. Çekimler esnasında aklım çoğunlukla bunda oluyordu. Bazı giysilerde benim müdahale edip düzeltmeler yapmam gerekiyordu. Elbisenin yakası veya kolunu düzeltirken Sümeyye ile nerdeyse burun buruna geliyordum. O anlarda üstünden yükselen güzel parfümünün kokusunu çekiyordum içime.

Öğlen olduğunda Sümeyye ile yakındaki bir restorana gidip ona güzel bir yemek ısmarladım. Kız farkında olmasa da, güneş görmemiş, bir bahar tazeliğindeki vücudunu sergiliyordu bana ne de olsa. Yemek sonrası konuşurken erkek arkadaşı olup olmadığını sordum. Gülerek, "Yok!!" dedi. "Niye, ayrıldınız mı?" diye sordum bu kez. İnci gibi beyaz dişleri görünüyordu yine güldüğünde. "Hiç olmadı ki!" dediğinde, "Senin gibi güzel bir kızın hiç erkek arkadaşı olmadı mı?" dedim. Klasik bir zampara erkek cümlesiydi bu, ama Sümeyye tecrübeli bir kız olmadığı için oltayı yutmuştu. Beyaz yüzü kızardı, çayından bir yudum alıp, "Olmadı işte!" dedi. Kaçamak, utangaç gözlerle baktı kalkana kadar.

Mağazaya döndükten sonra da çekimlere aynı şekilde devam ettik. Doğru düzgün müşteri girmediği için rahattık. Etekler, pantolonlar, bluzlar derken epey yol kat etmiştik. Saat 16:00 olduğunda Sümeyye ile o günkü işim hemen hemen bitmişti. Annesi 19:00 gibi gelecekti. O gelene kadar ben de çektiğim fotoğrafları laptopa yükleyip uygun olanlarını ayıracaktım. Tabii aslında aklım mini kameranın çektiklerindeydi.

Sümeyye giderken o günkü ücretini uzattım. "Acelesi yoktu abi, zahmet etmeseydin!" deyince, "Ne zahmeti, bu senin hakkın!" dedim. Çekinerek elini uzatıp parayı alırken narin beyaz parmaklarını tutar gibi oldum. O an gözlerini kaçırdı ve "Teşekkür ederim!" diyerek arkasına bakmadan çıktı mağazadan. Sümeyye'den hoşlanmıştım ve doğrusu onun da bana karşı bir şeyler hissettiğini düşünüyordum.

O gider gitmez arka odaya koşup kamerayı aldım. Laptopa takıp kayda baktım. Kamera kayıt değil bir hazineyi içinde barındırıyordu. Siyah renkli kasıklarını sıkan külotunu, krem renkli memelerini taşımakta zorlanan sutyenini, bembeyaz kalçalarını, yuvarlak ve biçimli götünü, karnını, kısaca her bir detayını çekmişti kamera. O anları içim içimi yiyerek izledim. Nefes alışverişim hızlanmış, kalbim daha hızlı atar olmuştu. Külot ve sutyenini de çıkarsa tam olacaktı ama maalesef öyle bir şey olmamıştı. Mağazada kimse olmadığından elimi masanın altına atıp yarağımı okşadım. Sümeyye gibi bir güzellik ellerimin arasındaydı, ama bir şey yapamıyordum. Kaydı laptopa yükleyip kamerayı yerine taktım.

Saat 19:00'u geçerken Selime abla geldi. Omuz çantasının yanında bir de torba vardı elinde. Bir iç çamaşırı mağazasının torbasıydı bu. Acaba içinde kendine yeni aldığı iç çamaşırları mı vardı yoksa? Aklım buna giderken kendisi hangi elbiselerin çekimini yapacağımızı sordu. Birkaç abiye model belirledim. En fazla iki saatlik bir çekim olacaktı, ama abiye kıyafet olduğundan daha dikkat ve özen gerektiriyordu. Selime abla da kendine topuklu ayakkabı getirmişti.

Seçtiğim elbiseleri arka odaya götürdüm. Sümeyye'ninkileri yerlerine yerleştirmiş, odayı Selime abla için hazırlamıştım. Tabii kamera da her zamanki yerinde ve görevinin başındaydı. Selime abla tek tek kıyafetleri giyip geldikçe aklım içerde verdiği görüntülerdeydi. Abiye kıyafeti taşımak daha zor olduğundan sık sık müdahale edip düzeltmeler yapıyordum. Yakasına, kollarına, eteklerine küçük müdahaleler yapıyor, başındaki şalları, türbanları düzeltiyordum. Selime abla profesyonel bir manken gibi o anlarda sabit durup işi bana bırakıyordu. Ancak titrediğini, gözlerini kaçırdığını fark ediyordum. Kızının kokusu ondan da geliyordu. Ana kız aynı parfümü kullanıyorlardı demek ki.

Saat 21:00'e gelirken Selime ablanın çekimleri bitmişti. Geldiği zamanki kıyafetleriyle karşıma geldi. İç çamaşırı torbası elindeydi yine. "Ayakkabıları burada bıraktım, bir daha götür getir olmasın!" dedi gülümseyerek. "Olur abla, nasıl istersen!" dedim. O çıkarken mağazanın kapısını kilitledim. Hemen odaya koşup kamerayı yerinden aldım ve laptopa taktım.

En başında tahmin ettiğim şey gerçek çıkmıştı. Selime abla iç çamaşırı almış onları da içerde giymişti. Kaydı başa aldım heyecanla. Siyah kot pantolonunu ayaklarından çıkardı önce. Üstünde kırmızı kısa kollu göğsü ve kolları açık bir bluz vardı. Başındaki türbanı iğnelerini tek tek sökerek çıkarınca nerdeyse beline inen siyah saçları döküldü. Onları bir lastikle bağladıktan sonra kırmızı bluzunu çıkarttı başının üzerinden. Beyaz külotu ve beyaz sutyeni vardı. Memeleri sutyenin altında oynuyordu hareket ettikçe. Derken beklediğim anlar geldi. İç çamaşırı torbasına elini attı ve içinden yeni bir külotla sutyen çıkarttı. Etiketlerini söktükten sonra üstündeki külotunu indirdi.

Tesettür Mankeni! (2), image #2

O an, "Offff!!!" diyerek koltuğumda geriye yaslandım. Selime ablanın traşlı ve şişkin amı karşımdaydı. Geriye doğru döndüğü bir anda kaydı durdurdum. Geniş göt yanaklarının ortasındaki derin yarığı izledim uzun bir süre. Bel çukurunda dün gördüğüm siyah kıllar gitmişti. Demek ki Selime abla orasına ağda yapmıştı. Amı da tertemizdi. Devam ettim izlemeye. Selime ablanın kendine aldığı külotun bir tanga olduğunu gördüğümde, bu gerçek mi dedim içimden, ama gerçekti. Evet, kendine siyah bir tanga almıştı Selime abla. Tangasını özenle giyindikten sonra arka kısmını götünün kocaman beyaz yanakları arasına soktu. Birkaç kez çömelip kalkarak tangayı kendince rahat edebileceği bir hale getirdi. Amını kapatan kısmını düzeltti bu arada.

Sonrasında sutyenini çıkardı. İri ve löpür löpür sallanan beyaz memeleri vardı. Uçları pembeydi ve halen dik duruyorlardı. Yazık ki memelerini yeni aldığı siyah sutyeni ile kapattı. Ancak o anda memeleri başka bir şekle büründü. Toparlayıcı bir sutyendi bu ve memeleri birden daha da irileşip şişti. Duvardaki aynanın karşısında sutyenini düzeltti bir süre. Ardından çantasından küçük bir makyaj çantası çıkardı. Aynanın karşısında gözlerini kalemleyip, dudaklarına ruj sürdü. Sonra da abiye elbisesini giyindi.

Selime ablanın çekim boyunca götünün sallanışları, memelerinin löpürdemesi dikkatimi çekmişti zaten. Demek sebebi yeni aldığı iç çamaşırlarıydı. Kadın kendini güzel göstermek için elinden geleni yapmıştı. Dul bir kadındı ve mahallede rahat hareket ve tavırları dedikodu malzemesi oluyordu. Erkeklere karşı bir zayıflığı olduğu uzun zamandır benim de dikkatimi çekmişti.

Selime abla çekimin sonunda tangasını ve yeni sutyenini çıkartmadı. Eve giderken üstünde onlar vardı. Zaten giderken siyah dar kotunun altında götü bir sağa bir sola oynayıp duruyordu. Ve kadın bunu gizlemek için uzun bir hırka ya da tunik giymeyi düşünmemişti. Selime ablanın teşhirci bir yönü de vardı. Kaydı bilgisayarıma yükledim.

Eve gittiğim zaman aklım Sümeyye ve Selime abladaydı, ama beni bekleyen karımdı. Kızımız doğduğundan beri doğru düzgün sikişmemiştik. Geceleri uyumak haram olmuştu bize. Karım benden 2 yaş büyük, 33 yaşındaydı. 7 yıldır evliydik. Abimin karısının amca kızıydı. İlahiyat fakültesi mezunu, Selime abla ve Sümeyye'nin haline karşın, çok daha tutucu ve gerçek anlamda tesettürlü bir kadındı. Onu daracık pantolonlar ya da abiyeler ve bluzlarla görmek mümkün değildi. Uzun ve bol etekler pardesü ve mantolarını giyinir, başını kocaman türbanlarla bağlar ve asla makyaj yapmazdı. Benim ısrarlarım olmasa kaşlarını bile alacak değildi.

Ancak bu olumsuz görünen özelliklerine karşın kocasına çok saygılı, edepli, terbiyeli bir kadın ve çok iyi bir anneydi. Uzun zaman tedavi gördükten sonra anne olmuştu ve kızımızın üzerine titriyordu. 1,70 boyundaydı ve doğum sonrasında kilolarını yavaş yavaş vermeye başlasa da, halen 80 kiloydu. Oldukça güzel bir fiziği vardı karımın. Biraz bakımsız gibi kalsa da, fiziğinin güzelliği, özellikle de memelerinin büyüklüğü beni etkilemeye yetiyordu.

Eve geldiğimde salonda kızımı emziriyordu. Bir inek memesi gibi şişmiş ve içi sütle dolu memeleri vardı. Emzirme işi bitince kızımı kucağıma aldım. Gazını çıkartıp yatağına yatırdım. Mutfaktaki karımın yanına gittim. Sofrayı hazırlıyordu. Arkasından yanaştım ve götünü avuçlayıp memelerini sıktım. "Ne oldu, ne yapıyorsun?" dedi gülerek. "Çok azdım kız, kaç zamandır yapmadık!" dediğimde, "Deli olma, kız uyanır şimdi!" dedi. "Daha yeni yattı, niye uyansın?" dedim ve ocaktaki yemeğin altını kapatıp, onu kendime çevirdim. Karım da dünden razıydı ama naz yapıyordu.

"Yatak odasına gitmeyelim, kız uyanır!" deyince, "Tamam!" dedim ve dudaklarından öpmeye başladım. Etli dudaklarını öperken o da ellerini sırtıma atmıştı. Evde bile başını açmazdı. Cinlerin ve meleklerin kendisini gözetlediğini düşünür, onlara karşı tedbirli olmak adına kapanırdı. Dudaklarını emerken aklımda Sümeyye vardı. Onun parlak etli dudaklarını emiyormuşum gibi düşünüyordum. Karımın elleri sırtımda geziniyordu. Elimi beline attım ve üstündeki ince mavi kazağını sıyırdım. Çıplak belini ve karnını okşadım. Karnında aldığı kiloların kat kat izleri vardı, ama benim hoşuma gidiyordu bu.

Ardından elimi daha yukarılara çıkardım. Emzirme sutyeni takıyordu, ellerimi altından sokup avuçladım memelerini. O an, "Ihhh!" diyerek gözlerini kapattı. Ona, "Senin de hoşuna gitti mi?" dediğimde, "Eveeettt!!!" dedi uzatarak. Kazağı kaldırıp memelerini emmeye başladım. Ancak halen memeleri süt veriyordu. Anne sütü kızıma lazım olduğu için onları emmeyi bıraktım, ama yalamaya başladım. Karım gözlerini kapatmış, elleri sırtımda kendini bana bırakmış haldeydi. Memelerini yalamam çok hoşuna gidiyordu. Sanki Selime ablanın memelerini yalıyormuşum gibi düşündüm bu sefer de.

Bu işi böyle ayakta uluorta yapmaya niyetim yoktu. Salona gittik el ele. Çekyatı kaldırıp altından battaniye ve çarşaf aldım. Yere sererken karım üstündekileri çıkartıyordu, ben de soyundum. Az sonra çırılçıplak kaldığımızda lambayı kapattım, mutfaktan vuran ışıkla yetinecektik. Kız uyanmasın diye böyle bir yol izliyorduk. İnce battaniyeyi de üstümüze çektim. Karımı altıma aldım ve yeniden memelerini yalamaya başladım. Bir yandan da elimi amına attım. Şişkin amını avuçlarken karımın gözleri seğirir gibi oldu aldığı keyifle. Nefes alışverişleri sıklaşmıştı. Şişkin memelerini avuçlayıp hamur gibi yoğuruyordum. Kalçalarını okşuyordum.

Tesettür Mankeni! (2), image #3

Yüzüstü çevirdim bu kez ve koca götünün beyaz yanaklarını kavradım. İki yana açtım iyice. Kaç zamandır benim isteyip de onun ısrarla vermediği göt deliği karşımdaydı. Ne zaman götten istesem, "Sonra yaparız, sonra yaparız!" deyip duruyordu. Ancak bu sonraların sonu hiç gelmiyordu. Göt yanaklarını öpüp emerken, "Arkadan yapalım kız, hadi bak çok istiyorum!" dedim. "Olmaz Fatih, sonra yaparsın, bak kız uyanır birazdan!" dedi yine. Beni yine oyalıyordu. Ama Sümeyye ve Selime ablayı o şekilde görmenin azgınlığıyla benim de pes etmeye niyetim yoktu.

"Niye kız, bak hadi yapalım bir kere!" dediğimde başını çevirip, "Olmaz Fatih, çok günah!" dedi bu sefer de. Dini konularda benden daha bilgiliydi, ama ben de çok azgındım. Yanına uzandım ve dudaklarını emmeye başladım o zaman. Ancak bu kez de sağ orta parmağımı göt deliğine soktum. Yarağımı sokmama izin vermese de parmağımı sokmama izin vardı. Önce ilk boğumu, sonra da ikinci boğumuna kadar soktum parmağımı götüne. Karım hafiften kasıldı, götünün yanaklarını sıktı. Parmağım götünde sıkışmıştı. Boynunun etlerini emiyor, dudaklarını ısırıyordum sürekli. Parmağımı ise daha ilerilere götürüyordum.

Sonunda içine parmağımın hepsi girdiğinde karımın sesi baygın gibi geliyordu. Parmağımı götünde ileri geri oynattıkça hırıltılı nefesler alıyordu. "Hoşuna gitti mi?" diye sorduğumda, "Evet!" dedi fısıltıyla. Parmağımı sıkıyordu göt deliği, ama karım bundan zevk almıştı. "Yapayım mı arkadan?" dediğimde gözleri kapalı halde, sanki yarı baygınmış gibi, "Yap!" dedi. O an dünyalar benim olmuştu. Battaniyeyi açıp onu sırtüstü uzandırıp belinin altına bir minder koydum. Götü biraz olsun kalkmıştı. Sonra da bacaklarını tutup kaldırdım havaya ve geriye attım. Karımın amı ve göt deliği kalkık bir halde önümdeydi.

Gözleri üzerimdeyken elini amına atıp ovalamaya başladı. "Niye önden istemiyorsun?" diye sorunca, "Bir kere de değişiklik olsun!" dedim. Mutfağın ışığıyla aydınlanan salonda loş bir görüntü vardı. Normalde zifiri karanlıkta yaptığımız bir şeydi sikişmek, ama arada sırada karım cinlerin ve meleklerin kendisini gözetlediğini unutuyordu. Bu da şansıma o gecelerden biriydi.

Karımın hafif koyulaşmış ama temiz göt deliği bir huniye benziyordu. Dış çeperlerinden içe doğru meyilli bir şekilde ilerleyen deliğin tam ortasında ise mercimek büyüklüğünde siyah bir boşluk vardı. Az önce parmağımı sokmuş olsam da, o minik kara boşluk hiç kapanmadan öyle kalıyordu. Ben dizlerimin üzerinde doğrulurken, karım ellerini kalçalarına atarak destekledi. Dizleri nerdeyse memelerine değiyordu. Öne kaydım yavaşça.

İki gündür Sümeyye ve Selime abladan dolayı azgınlığımın doruğundaydım. Karımın götünü ilk kez sikecek olmanın heyecanı da eklenince, yarağım çoktan demir gibi sertleşmişti. Yarağımın kafasına tükürüp sıvazladım. Sonra da göt deliğine bastırmaya başladım. Minik kara boşluk yavaşça açılmaya başladığında sevinçten havalara uçuyordum. Karım dudaklarını ısırmış, beni izliyordu. Dizlerimin üzerinde biraz daha öne kayarken, "Giriyor!" dedim fısıltıyla. Karım da aynı şekilde, "Tamam, yavaş yap!" dedi fısıltılı bir sesle. Bastırdıkça yarağım içine daha çok girmeye başlamıştı. Karımın dudaklarını daha çok ısırdığını ve biraz acı çektiğini gördüm, ama durmam için bir şey demedi.

Bir süre bekledim o halde. Göt deliği çok sıkıydı ve yarağımı patlatacak gibiydi. Ancak durmaya niyetim yoktu. Yeniden bastırdığımda delik birdenbire kapılarını sonuna kadar açtı ve yarağım içinde kayboluverdi. Dibine kadar içine girmişti. Karım acılı bir inilti çıkarıp, doğuma giden bir kadın gibi nefesler alıp veriyordu. Götünde gidip gelmeye başladığımda karım tırnaklarını kalçalarına bastırdı. Aynı şekilde nefes alıp veriyordu yine. Amı ile göt deliği arasındaki birkaç santimlik kısım yarağımın gitgelleriyle birlikte içe dışarı oynuyordu. Amı da aynı şekilde içeri dışarı kalkıp iniyordu.

Kalbimin atışları hızlanmış, son noktasına gelmişti. İstesem de hızlı sikemiyordum götünü, halen zorlanıyordum, ama inanılmaz bir keyif alıyordum. Büyük pembe başları ve etli pembe uçları olan sütlü memeleri löpürdüyordu. Dizlerinin altından destekledim bacaklarını, çünkü karımın gücü tükenecek gibiydi artık. Ben götünü sikerken o serbest kalan sol elini amına attı. Eline bolca tükürüp amını ovalıyor, sağ eliyle de memelerini okşuyordu. Karım yıllar sonra götünü bana vermiş ve bundan zevk alıyordu...

Yavaş yavaş boşalmaya yaklaşıyordum. O anda Selime ablanın götünü siktiğimi hayal ettim. Üstünde siyah tangası varken hem de. Tanganın arka kısmını sıyırıp yarağımı götüne soktuğumu hayal ettim. Aynı anda Sümeyye de girdi hayalime. Onu da yüzüstü uzandırmıştım. Annesinin götünden çektiğim yarağımı onun minik amına sokuyordum. Derken amından çektiğim yarağımı yeniden annesinin götüne sokuyordum. Bunları düşüne düşüne karımın götüne boşalmaya başladım.

İnanılmaz yoğun ve sarsıntılı bir boşalma oldu. Daha önce hiç yaşamadığım, tatmadığım bir duyguydu. Gözlerimin önünde Selime abla ve Sümeyye vardı. Yan yana sikiyordum ikisini. Sanki Selime ablanın götüne boşalmıştım o anda. Gözlerimi açtığımdaysa karımı gördüm. Uzun beyaz yüzü kızarmış ve saç diplerine kadar terlemişti alnı. Yavaşça çıkardım yarağımı götünden. Epey bir döl akmıştı götüne. Deliğin ağzında her zaman bulunan minik kara boşluk şimdi başparmağımın tırnağı büyüklüğündeydi. Deliğin içinde kırmızı bir et parçası sanki hareket ediyordu.

Karımın yanına uzandım. Koyun koyuna bir süre kaldık. Nefes nefeseydik. Bana, "Hoşuna gitti mi?" diye sorduğunda, "Hem de çok!" dedim ve "Senin?" diye sordum ben de. Dudaklarını ısırıp, "Bilmem, pek bir şey anlamadım!" dedi. Ancak onu tanıyorsam bu sözünün "Hoşuma gitti!" demek olduğunu biliyordum. Yıllardır çok günah diyerek beni oyalamıştı, ama yapınca da keyif almıştı.

Benden önce karım kalkıp banyoya gitti yıkanmak için. Bense, Selime abla ve Sümeyye ile hayalimdeki gibi bir sikişme olsa ne güzel olur dedim kendi kendime.

Tesettür Mankeni! (2), image #4
41411 views·6 shares